Boşanma sürecini uzun ve yıpratıcı bir çekişmeye dönüştürmeden sonlandırmanın yolu anlaşmalı boşanmadır. Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesinde düzenlenen bu yol, eşlerin boşanmanın kendisi ve sonuçları üzerinde tam mutabakata varmasını gerektirir. Uygulamada çoğu anlaşmalı boşanma davası tek celsede sonuçlanır; ancak bu hız, hazırlığın eksiksiz yapılmış olmasına bağlıdır. Denizli'de anlaşmalı boşanma davaları Denizli Adliyesi bünyesindeki aile mahkemelerinde görülür ve şartlar eksiksiz sağlandığında süreç oldukça kısa sürede tamamlanabilir.
Hâkimin anlaşmalı boşanma kararı verebilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir:
Protokol, anlaşmalı boşanmanın omurgasıdır. Eksik veya çelişkili bir protokol, davanın reddine ya da çekişmeli boşanmaya dönmesine yol açar. Protokolde şu başlıkların tamamı açıkça düzenlenmelidir:
Protokolde "tarafların birbirinden hiçbir talebi yoktur" gibi genel bir cümle çoğu zaman yeterli olmaz. Nafaka, tazminat ve mal rejimi başlıklarının her biri için ayrı ayrı feragat beyanı bulunması, ileride açılabilecek davaların önüne geçer.
Afra Nur BIYIK
Anlaşmalı boşanma süreci uygulamada şu adımlarla ilerler:
Duruşma günü mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir. Tarafların istinaf haklarından feragat etmesi, kesinleşme aşamasını belirgin biçimde kısaltır.
Evet. Hâkim, özellikle çocukların menfaatini ilgilendiren velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası konularında protokoldeki düzenlemeleri uygun bulmazsa değiştirilmesini isteyebilir. Taraflar bu değişikliği kabul ederse dava anlaşmalı olarak sonuçlanır; kabul etmezlerse dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. Bu nedenle protokolün baştan hukuka ve çocuğun üstün yararına uygun hazırlanması, sürecin uzamasını önler.
Çekişmeli boşanmada kusur ispatı için tanık dinlenmesi, delil toplanması ve bilirkişi incelemesi gerekebilir; bu da süreci yıllara yayabilir. Anlaşmalı boşanmada ise kusur tartışması yapılmaz. Süreç kısalır, yargılama giderleri azalır ve tarafların özel hayatına ilişkin ayrıntılar dosyaya girmez. Müşterek çocuk varsa, çekişmenin çocuk üzerindeki olumsuz etkisi de en aza iner.
Protokolde en çok tartışma yaratan başlık nafakadır. Üç ayrı nafaka türü karıştırılmamalıdır:
Bu ayrım kritiktir: eşler birbirlerinden nafaka istemeyeceklerini kararlaştırabilir, ancak çocuk için iştirak nafakasından vazgeçilemez. Protokolde iştirak nafakasına hiç yer verilmemesi, hâkimin protokolü kabul etmemesine yol açar.
Protokolde nafakanın her yıl hangi orana göre artırılacağı belirtilmezse, taraflar ileride yeniden mahkemeye başvurmak zorunda kalır. Bu nedenle artış ölçütünün (örneğin TÜFE oranı) protokolde açıkça yazılması, sonraki uyuşmazlıkları önler.
Koşulların esaslı biçimde değişmesi hâlinde nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması davası açılabilir. Yoksulluk nafakası alan eşin yeniden evlenmesi ya da fiilen evliymiş gibi yaşaması, nafakanın kaldırılması sebebidir.
Boşanma davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanmada taraflar birlikte başvurduğundan yetki itirazı gündeme gelmez.
Boşanma, karar verilmesiyle değil kararın kesinleşmesiyle hüküm doğurur. Gerekçeli karar taraflara tebliğ edilir; istinaf süresi dolduğunda ya da taraflar istinaf hakkından feragat ettiğinde karar kesinleşir.
Kesinleşen karar mahkemece nüfus müdürlüğüne bildirilir ve kayda işlenir. Kadın, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren evlenmeden önceki soyadını yeniden alır; belirli koşullarda kocasının soyadını kullanmaya devam etme izni de talep edilebilir.
Taraflardan biri duruşmada iradesinin değiştiğini beyan ederse ya da hâkimin önerdiği değişiklik kabul edilmezse, dava çekişmeli boşanmaya dönüşür. Bu hâlde taraflar delillerini sunar, tanıklar dinlenir ve kusur incelemesi yapılır.
Bu ihtimal göz önünde bulundurularak, protokol hazırlanırken tarafların gerçekten mutabık olduğundan emin olunması gerekir. Aceleyle imzalanan ve tam okunmamış protokoller, sürecin uzamasına yol açar.
2002 sonrası evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Boşanmayla birlikte bu rejim tasfiye edilir ve taraflar katılma alacağı talep edebilir. Protokolde mal paylaşımı düzenlenmemişse, tasfiye için ayrı bir dava açılması gerekir.
Ziynet eşyaları ise kişisel mal sayıldığından bu paylaşıma dâhil değildir; ayrı bir talep konusudur. Ayrıntılar için boşanmada düğün takılarının paylaşımı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Denizli'de açılan anlaşmalı boşanma davaları, Denizli Adliyesi'nde bulunan aile mahkemelerinde görülür. Yetki bakımından eşlerden birinin Denizli'de yerleşim yerinin bulunması ya da son altı aydır Denizli'de birlikte oturuyor olmaları yeterlidir. Eşlerden biri başka bir ilde yaşıyor olsa dahi, diğerinin Denizli'de yerleşik olması hâlinde dava burada açılabilir.
Merkezefendi ve Pamukkale merkez ilçelerinde ikamet eden müvekkillerimizin yanı sıra Çivril, Tavas, Acıpayam, Honaz, Sarayköy ve Buldan gibi ilçelerden gelen taraflar da süreçlerini Denizli merkezde yürütmektedir. İlçelerden gelen müvekkiller için duruşma gününün önceden bilinmesi, tek celsede sonuçlanan anlaşmalı boşanmalarda yol planlaması açısından önem taşır.
Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan, her iki eşin de duruşmada hazır bulunması gerekir. Yalnızca vekil aracılığıyla anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Yurt dışında yaşayan eşlerin bulunduğu dosyalarda duruşma gününün buna göre planlanması, sürecin uzamasını önler.
Denizli'de boşanma sürecinizde protokol hazırlığı, dava takibi ve kesinleşme aşamalarının tamamında hukuki destek almanız, ileride nafaka veya mal paylaşımı nedeniyle yeni dava açılmasının önüne geçer.
Şartların tamamı sağlanıyor ve protokol eksiksizse dava genellikle tek celsede sonuçlanır. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan duruşmaya katılım şarttır.
Hayır. Türk Medeni Kanunu m.166/3, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasını arar. Bir yıl dolmadan yalnızca çekişmeli boşanma davası açılabilir.
Hâkim, çocukların velayeti, kişisel ilişki ve iştirak nafakası konularında düzenleme içermeyen protokolü kabul etmez. Ayrıca hâkim, çocukların menfaatine aykırı gördüğü düzenlemeleri değiştirebilir; taraflar bu değişikliği kabul etmezse dava çekişmeliye döner.
Karar kesinleşmeden önce taraflardan biri iradesinin sakatlandığını ileri sürerek istinafa başvurabilir. Karar kesinleştikten sonra ise boşanma hükmü ortadan kaldırılamaz; yalnızca nafaka gibi bazı konularda değişen koşullara dayalı yeni dava açılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, hak kaybı yaşamamak için sürecinizi bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.
Anlaşmalı veya çekişmeli boşanma sürecinizde protokol hazırlığı ve dava takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.