Boşanma davalarının en hassas başlığı velayettir. Mahkemenin bu konudaki tek ölçütü, tarafların talepleri ya da ekonomik güçleri değil, çocuğun üstün yararıdır. Türk Medeni Kanunu ve Türkiye'nin taraf olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, velayete ilişkin her kararda bu ilkenin esas alınmasını zorunlu kılar. Denizli'de görülen velayet davalarında da belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır ve aile mahkemesi bünyesindeki uzmanlar süreçte aktif rol alır.
Hâkim, velayeti hangi ebeveyne bırakacağına karar verirken şu unsurları birlikte değerlendirir:
Ekonomik güç tek başına belirleyici değildir. Maddi imkânı daha sınırlı olan ebeveyn velayeti alabilir; diğer taraf iştirak nafakasıyla çocuğun giderlerine katılır.
Velayet davalarında en sık yapılan hata, sürecin "diğer ebeveyni kötülemek" üzerine kurulmasıdır. Mahkeme, hangi tarafın çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı ilişki kurmasına daha açık olduğuna da bakar. Yıpratıcı bir tutum, talebin aleyhine sonuç doğurabilir.
Afra Nur BIYIK
Aile mahkemeleri bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görev yapar. Velayet uyuşmazlıklarında mahkeme, uzmanlardan sosyal inceleme raporu ister. Uzmanlar; ebeveynlerle ve çocukla ayrı ayrı görüşür, evleri ziyaret edebilir ve çocuğun yaşam koşullarını yerinde inceler. Bu rapor bağlayıcı olmamakla birlikte, kararın en önemli dayanaklarındandır.
İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır. Bu, çocuğun ebeveynlerinden birini "seçmeye" zorlanması anlamına gelmez; uzman eşliğinde, çocuğu baskı altına almayacak bir ortamda yapılır. Çocuğun beyanı, yaşına ve olgunluğuna göre ağırlıklandırılır ve diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına da karar verilir. Bu düzenlemenin somut olması önemlidir: hangi haftalar, hangi gün ve saat aralığı, dinî bayramlarda hangi günler, yaz tatilinde hangi tarihler arası şeklinde açıkça yazılmalıdır. Belirsiz ifadeler, ileride icra takibine ve yeni uyuşmazlıklara yol açar.
Velayet kararı kesin hüküm oluşturmaz. Koşullar esaslı biçimde değişirse velayetin değiştirilmesi istenebilir. Uygulamada en sık dayanılan sebepler şunlardır:
Türk hukukunda uzun süre kabul görmeyen ortak velayet, Yargıtay içtihatlarıyla belirli koşullarda mümkün hâle gelmiştir. Ortak velayete karar verilebilmesi için çocuğun üstün yararına aykırı olmaması ve ebeveynlerin bu konuda iş birliği yapabilecek durumda olması aranır. Taraflar arasında yoğun bir çatışma varsa ortak velayet çocuğu iki ateş arasında bırakacağından uygun görülmez.
Velayet yalnızca çocuğun yanında kalacağı ebeveyni belirlemekten ibaret değildir. Velayet hakkı sahibi; çocuğun bakımı, eğitimi, sağlığı ve temsili konusunda karar verme yetkisine sahiptir. Okul seçimi, tıbbi müdahaleye onay ve çocuk adına hukuki işlem yapma bu kapsamdadır.
Velayeti bulunmayan ebeveyn de çocuğun eğitimi ve sağlığı hakkında bilgi alma hakkına sahiptir. Okul ve sağlık kuruluşlarından bilgi talep edebilir; bu hakkın engellenmesi mahkemeye başvuru sebebidir.
Mahkeme kararıyla belirlenen görüşme düzenine uyulmaması sık karşılaşılan bir sorundur. Bu durumda başvurulabilecek yollar:
Çocuk teslimine ilişkin düzenlemeler, çocuğun psikolojik olarak zarar görmemesi ilkesi gözetilerek uygulanır.
Velayet sahibi ebeveynin çocukla birlikte başka bir şehre ya da yurt dışına yerleşmesi, diğer ebeveynin kişisel ilişki hakkını fiilen kullanılamaz hâle getirebilir. Bu nedenle mahkemeler, tapu kaydına benzer biçimde çocuğun yurt dışına çıkışına tedbir konulmasına karar verebilmektedir.
Çocuğun hukuka aykırı biçimde yurt dışına götürülmesi hâlinde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler kapsamında iade talebinde bulunulabilir.
Velayetin kime verildiği, diğer ebeveynin çocuğa karşı bakım yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Velayet kendisine verilmeyen taraf iştirak nafakası öder. Bu nafaka çocuğun hakkıdır; velayet sahibi ebeveyn bu haktan feragat edemez.
Nafaka miktarı; çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları ve ebeveynlerin ekonomik güçleri dikkate alınarak belirlenir. Koşullar değişirse artırım veya azaltım davası açılabilir.
Velayetin değiştirilmesinden farklı olarak, ağır hâllerde velayet tümüyle kaldırılabilir. Ebeveynin deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzer sebeplerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ya da çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi bu kapsamdadır.
Velayet her iki ebeveynden de kaldırılırsa çocuğa vasi atanır. Bu, çocuğun korunması amacıyla başvurulan en son çaredir.
Velayet uyuşmazlıklarında en çok gözden kaçan nokta, sürecin çocuk üzerindeki etkisidir. Çocuğun taraflar arasında bir "kanıt" hâline getirilmesi, uzman raporlarına olumsuz yansır ve talep eden ebeveynin aleyhine sonuç doğurabilir.
Boşanma sürecinin bütününü uzlaşmayla yürütmek çoğu zaman çocuğun yararına olur. Bu konuda anlaşmalı boşanma yazımızı inceleyebilirsiniz.
Denizli'de velayet uyuşmazlıkları, Denizli Adliyesi'ndeki aile mahkemelerinde karara bağlanır. Aile mahkemeleri bünyesinde görev yapan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılar, taraflarla ve çocukla ayrı ayrı görüşerek sosyal inceleme raporu düzenler. Bu rapor, Denizli'de verilen velayet kararlarının en önemli dayanaklarındandır.
Uzmanlar gerektiğinde ev ziyareti yaparak çocuğun yaşam koşullarını yerinde inceler. Merkezefendi ve Pamukkale dışındaki ilçelerde ikamet eden taraflar bakımından bu ziyaretler planlanarak yürütülür. Çocuğun okulunun, arkadaş çevresinin ve alışkanlıklarının korunması, Denizli'deki uygulamada da üstün yarar değerlendirmesinin parçasıdır.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin, taraflar farklı ilçelerde yaşıyorsa mesafe gözetilerek düzenlenmesi gerekir. Denizli merkez ile Çivril, Acıpayam veya Çameli gibi ilçeler arasındaki ulaşım süresi dikkate alınmadan yapılan düzenlemeler, uygulamada yerine getirilemez hâle gelir ve yeni uyuşmazlıklara yol açar.
Denizli'de velayet ya da velayetin değiştirilmesi davası açmayı düşünüyorsanız, delil durumunuzun önceden değerlendirilmesi süreci belirgin biçimde kısaltır.
İdrak çağındaki çocukların görüşü mahkemece alınır. Uygulamada bu yaş genellikle sekiz civarında kabul edilir. Ancak çocuğun beyanı tek başına belirleyici değildir; hâkim bunu diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Hayır. Kanunda anne lehine bir üstünlük yoktur. Uygulamada özellikle küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına öncelik verilse de, belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Annenin bakım yeterliliğini ortadan kaldıran durumlar varsa velayet babaya verilebilir.
Evet. Velayet, kesin hüküm oluşturmayan konulardandır. Velayet kendisine bırakılan tarafın görevini ağır biçimde ihmal etmesi, çocuğun sağlık veya eğitimini tehlikeye atması ya da koşulların esaslı biçimde değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir.
Yargıtay içtihatlarıyla ortak velayet, çocuğun üstün yararına aykırı olmaması ve tarafların bu konuda uyum içinde olması koşuluyla mümkün kabul edilmektedir. Ancak ebeveynler arasında ciddi bir uyuşmazlık varsa mahkemeler ortak velayete sıcak bakmamaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Mevzuat ve içtihat zaman içinde değişebileceğinden, hak kaybı yaşamamak için sürecinizi bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.
Velayet, kişisel ilişki kurulması ve velayetin değiştirilmesi davalarında çocuğunuzun yararını gözeten bir yaklaşımla yanınızdayız.